Kitap hakkında
İsmail Gül’ün kaleminden dökülen bu şiirsel anlatı, aşkın derinliklerinde kaybolan bir yüreğin fırtınalarını gözler önüne seriyor. Her satır, sevgiliye duyulan özlemin ve tutkunun izlerini taşırken, bir yandan da insanın kendi içindeki çatışmalarla nasıl boğuştuğunu ustaca yansıtıyor. Sözcükler, yağmur yüklü bulutlar gibi ağır ve doygun; her biri, okurun ruhunda iz bırakacak bir damla gibi düşüyor sayfalara.
Kitap, aşkı sadece bir duygu olmaktan çıkarıp, bir yaşam biçimine dönüştürenlerin hikâyesini anlatıyor. Canan’ın adı, sanki bir dua gibi tekrarlanırken, yazarın dizelerinde gizli bir isyan da seziliyor. Sevenin, sevdiğine adanmışlığının sınırlarını sorgulatan bu eser, okuru kendi duygularının labirentinde bir yolculuğa çıkarıyor. Kısacık cümlelerde saklı büyük anlamlar, her okuyuşta yeni bir kapı aralıyor.
Kitap, aşkı sadece bir duygu olmaktan çıkarıp, bir yaşam biçimine dönüştürenlerin hikâyesini anlatıyor. Canan’ın adı, sanki bir dua gibi tekrarlanırken, yazarın dizelerinde gizli bir isyan da seziliyor. Sevenin, sevdiğine adanmışlığının sınırlarını sorgulatan bu eser, okuru kendi duygularının labirentinde bir yolculuğa çıkarıyor. Kısacık cümlelerde saklı büyük anlamlar, her okuyuşta yeni bir kapı aralıyor.