Kitap hakkında
Anadolu’nun ıssız bir köyünde, Millî Mücadele yıllarının sisli atmosferi içinde kaybolan bir aydın portresi çizilir bu romanda. Ahmet Celal, Tanzimat sonrasının idealist, kendini halka adamış fakat gerçeklerle yüzleştikçe yabancılaşan entelektüel tipinin somut bir örneği olarak karşımıza çıkar. Köylülerin umursamazlığı, savaşın getirdiği yıkım ve kendi iç dünyasındaki çelişkiler arasında sıkışan bu "yaban" adam, Anadolu gerçeğini acımasız bir dürüstlükle gözler önüne serer. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, 1910’lardan itibaren Türk edebiyatına damga vuran üretken kalemlerden biri olarak, bu eserinde de dönemin toplumsal ve bireysel yaralarını derinlemesine işler. Sakarya Savaşı’na uzanan süreçte, köyün sessizliğinde yankılanan umutlar, hayal kırıklıkları ve aydın-halk kopukluğu, yazarın kendine has üslubuyla can bulur. Karaosmanoğlu’nun, "benliğimin derinliklerinden kopup gelen" diye tanımladığı bu roman, sadece.