Kitap hakkında
Varoluşun sancısını sırtlanmış, kanında alkolün ağırlığı, adımlarında bitmeyen bir yorgunluk taşıyordu. Dünyanın yükü omuzlarına çökmüş, yaralarıyla hâlâ ayakta kalmaya çalışan bir savaşçı gibiydi. Dalgalı denizlerde savrulan, rotasız bir gemi misali sallanıyor, etrafındakilere çarpıyor, kendine bile yer bulamıyordu. Oysa oradaydı; hem var hem yok, hem dolu hem bomboş. Nasıl olurdu bu? Hiçliğiyle baş başa, kalabalığın içinde bile yapayalnızdı. Düşünceleri bir labirentte kaybolmuş, cevap arıyordu: İnsan nasıl aynı anda hem olabilir hem de hiçlik içinde eriyip gidebilirdi? Bilmek istemiyordu artık. Tek dileği, sonsuz bir uykuya dalmak, her şeyi –kendini bile– unutuvermekti. Belki de mesele buydu: Uyumak, unutmak ve bir daha uyanmamak.