Kitap hakkında
İmkansızı arzulamanın acı tadı, ayrılığın keskin bıçağında eriyen bir yürek... İbrahim Başer, tutkuyla örülü satırlarında, sevmenin hem zehrini hem balını sunuyor. Kavuşmanın hayaliyle yanıp tutuşan, yitirmenin soğuğunda donup kalan bir aşkın hikâyesi bu. Her satır, iç içe geçmiş umut ve umutsuzluk kırıntılarıyla dolu; bir elin uzattığı acı kadehten içilen, ama gene de başkalarına sunulmaması gereken bir sır gibi.
Sözcükler, bazen sarhoş edercesine çarpar zihne, bazen de sessiz bir çığlık gibi yankılanır yürekte. Başer, bu kısa ama yoğun anlatıda, aşkın hem celladı hem kurbanı olmanın trajedisini ustaca işliyor. Okudukça, sevmenin kaçınılmaz acısına teslim oluyor, ama vazgeçemiyorsunuz da. Çünkü bazı hikâyeler, içilen o amansız şarap gibi, damarlarınızda dolaşmaya başlayınca bırakmak mümkün olmuyor.
Sözcükler, bazen sarhoş edercesine çarpar zihne, bazen de sessiz bir çığlık gibi yankılanır yürekte. Başer, bu kısa ama yoğun anlatıda, aşkın hem celladı hem kurbanı olmanın trajedisini ustaca işliyor. Okudukça, sevmenin kaçınılmaz acısına teslim oluyor, ama vazgeçemiyorsunuz da. Çünkü bazı hikâyeler, içilen o amansız şarap gibi, damarlarınızda dolaşmaya başlayınca bırakmak mümkün olmuyor.