Kitap hakkında
Peronda tek başına dikilirken, son trenin de boş vagonlarıyla gözden kayboluşunu izliyordu. Sanki yokluğu, ince ince yağan bir yağmur gibi her yanı sarmıştı; ıslak, ağır ve umutsuz. Gözleri donmuş gözyaşlarıyla doluyken, içindeki fırtına saçlarına kar olarak yağmaya başlamıştı. Zaman, acımasız bir bekleyişe dönüşmüştü artık. Ne kadar uzarsa uzasın, oyalanmalarının sonuna gelmişti. Hâlâ bekleyen biri vardı orada, ama gelecek miydi? Son bir tren daha kalkacaktı. Eğer gelecekse, artık vakit gelmişti. Ya binip gelecekti ya da bu peron, sonsuza dek yalnız kalacaktı.