Kitap hakkında
"... YAŞAM Yer ile göğü bağlayan beni Yaşamlarından çıkaranlar Mahkûmsunuz mutsuzluğa! Gökte dönen metallerden Yerle bağınızı koparan betonlardan medet umanlar; Kirlettiğiniz sular gibi bulanacak Hayalleriniz de..." Akıcı görsel aktarımların insanın görsel belleğini yeterince doyurduğu çağımızda, sahnedeki dekorların karmaşıklığı ve bolluğu hayal gücümüzü etkileyemediği için anlamsızlaşmıştır. Tiyatronun yeniden anlam bulabilmesi; hızlanmış ve imge çöplüğüne dönüşmüş yaşantımızda oyunların insanca konulara dönmesi ve bizi doğa insan sorunsalı üzerine yeniden düşündürebilmesi ile mümkündür. Yaşam Ağacı Susarsa eserinde tiyatro, büyük anlatılardan kurtularak insan, anlam ve sevgi gibi öz konulara dönüş yapmaktadır. Oyun, insanın doğayı yok etmeye gücünün olmadığı dönemlerde yaratılan yaşam ağacı metaforu temelinde, farklı yaş evrelerindeki çiftlerin sevginin olanaklılığı üzerine konuşmalarıyla gelişmektedir.