Kitap hakkında
Kuyunun derinliklerinde birikenler, yalnızca su değildi. Zamanla düşen yapraklar, unutulmuş eşyalar, hatta ara sıra beliren beyaz kurtçuklar... Eskiden bu suyu içebilmek için tülbentten süzmek yetmezdi; kuyunun dibine inmek, birikenleri temizlemek gerekirdi. İşte o zaman devreye Kuyucu Memiş girerdi. Beline bağlanan halatla, taşların arasından kayarak karanlığa dalar, soğuğun ve nemin içinde kaybolurdu. Yukarıdakiler, ipi iki kez çektiğinde torbaları çeker, dibin pisliğini yeryüzüne taşırdı. Ama Memiş, bu zorlu göreve başlamadan önce hep aynı şeyi yapardı: ya kolonya ya da mavi ispirto yudumlardı. Gözleri kör eden, içkilerin arasına karıştırılan o tehlikeli alkolü... Kuyunun dibindeki çürümüşlüğü temizlerken, kendi bedenini de yavaş yavaş tüketirdi.