Kitap hakkında
Gönlünce bir yaz akşamı gibi, içten ve samimi bir sesle başlıyor bu kitap. Her dizesi, sevginin, özlemin ve hüzünlü bir bekleyişin izlerini taşıyor. Bir yanıyla aşkın coşkusuna kapılmış, diğer yanıyla ayrılığın acısıyla kavrulmuş bir yürek var karşımızda. Şair, sevgilisini şiire dönüşmüş bir ilham perisi gibi anarken, kendisini de bu büyülü sözcüklerin kâğıda dökülüşünü izleyen biri olarak konumlandırıyor. Ne zamanlar, ne anılar, ne de hisler geçip gidiyor sayfalar arasında; sadece sevginin kalıcı izleri kalıyor geriye.
Yüreğindeki ateşi, sönmeyen bir mum gibi taşıyan şair, sevgilisinin yokluğunda yaşamın anlamını yitirdiğini söylüyor. Mutluluğun sadece onunla var olduğunu, onsuz geçen her günün bir çileye dönüştüğünü fısıldıyor satır aralarından. Sevgi ve saygının en saf halini onda bulduğunu, bu duygunun ona gözlerini açtığını itiraf ediyor. Hüzne kapılmadan, hayallere dalmadan, gerçekleri olduğu gibi.
Yüreğindeki ateşi, sönmeyen bir mum gibi taşıyan şair, sevgilisinin yokluğunda yaşamın anlamını yitirdiğini söylüyor. Mutluluğun sadece onunla var olduğunu, onsuz geçen her günün bir çileye dönüştüğünü fısıldıyor satır aralarından. Sevgi ve saygının en saf halini onda bulduğunu, bu duygunun ona gözlerini açtığını itiraf ediyor. Hüzne kapılmadan, hayallere dalmadan, gerçekleri olduğu gibi.