Kitap hakkında
Evlerde pişen ekmeklerin kokusu, mutfak tezgâhlarında biriken anılarla buluşuyor bu kitapta. On iki farklı kalemden dökülen öyküler, sofraların etrafında dönen hayatlara odaklanıyor: tereyağlı sıcak poğaçalar, kırık dökük porselenlerde servis edilen çaylar, anneden kıza aktarılan tarifler, düdüklü tencereden taşan fasulyeler... Her biri, günlük yaşamın sıradan görünen detaylarında saklı derin hikâyeleri gün yüzüne çıkarıyor.
Bıçakların doğradığı soğanlar, semaverden süzülen buhar, dizlerdeki örgü örtüler, patlayan düdük sesleriyle sarsılan sabahlar... Bu öyküler, unutulmuş tatların, gürültülü aile sofralarının, sessiz çığlıkların ve küçük sevinçlerin peşine düşüyor. Ayla Özberk’ten Seray Şahiner’e, Vassilis Danellis’ten Nilüfer Açıkalın’a uzanan farklı sesler, hayatın acı-tatlı dokusunu bir arada örüyor. Her satır, bir yudum sıcak çorba gibi içten ve doyurucu.
Bıçakların doğradığı soğanlar, semaverden süzülen buhar, dizlerdeki örgü örtüler, patlayan düdük sesleriyle sarsılan sabahlar... Bu öyküler, unutulmuş tatların, gürültülü aile sofralarının, sessiz çığlıkların ve küçük sevinçlerin peşine düşüyor. Ayla Özberk’ten Seray Şahiner’e, Vassilis Danellis’ten Nilüfer Açıkalın’a uzanan farklı sesler, hayatın acı-tatlı dokusunu bir arada örüyor. Her satır, bir yudum sıcak çorba gibi içten ve doyurucu.