Kitap hakkında
19. yüzyılın sonlarında, Kastamonu’nun Küre ve İnebolu yörelerinde geçen bu roman, dönemin sosyal ve kültürel dokusunu ustaca işliyor. Yusuf Ziya Yozgadi’nin gözünden anlatılan hikâye, taşranın gündelik hayatına, geleneklerine ve unutulmaya yüz tutmuş değerlerine ışık tutarken, bölgenin eşsiz doğasıyla insan ilişkilerini de derinlemesine ele alıyor. Yazar Ali Tavşancıoğlu, dönemin atmosferini yansıtan zengin betimlemelerle, okuru 1896-1897 yıllarının Kastamonu’suna götürüyor.
Küçük kasabaların sessiz ama renkli dünyasında geçen olaylar, bireysel dramlar ve toplumsal çelişkilerle örülü. Roman, sadece bir dönemin panoramasını sunmakla kalmıyor, aynı zamanda insan doğasının evrensel yönlerine de dokunuyor. Yozgadi’nin yaşadığı iç hesaplaşmalar, çevresiyle kurduğu ilişkiler ve zamanın akışına direnme çabası, hikâyeye derinlik katıyor. Tavşancıoğlu’nun akıcı dili, geçmişle bugün arasında köprü kurarken,.
Küçük kasabaların sessiz ama renkli dünyasında geçen olaylar, bireysel dramlar ve toplumsal çelişkilerle örülü. Roman, sadece bir dönemin panoramasını sunmakla kalmıyor, aynı zamanda insan doğasının evrensel yönlerine de dokunuyor. Yozgadi’nin yaşadığı iç hesaplaşmalar, çevresiyle kurduğu ilişkiler ve zamanın akışına direnme çabası, hikâyeye derinlik katıyor. Tavşancıoğlu’nun akıcı dili, geçmişle bugün arasında köprü kurarken,.