Kitap hakkında
Sovyetler Birliği üzerine yazılmış pek çok eser var, ancak bu kitap, o dönemi ilk kez böylesine canlı ve çok boyutlu bir anlatımla gözler önüne seriyor. Tarihçi ve yazar Cemil Hasanlı, kendi yaşamından yola çıkarak, 1960’lardan bağımsızlığa uzanan süreçte Sovyet Azerbaycan’ının sancılı yolculuğunu adeta bir belgesel titizliğiyle aktarıyor. Çocukluk yıllarından askere uzanan hatıralar, kolhoz tarlalarında çalışan çobanların, komsomol toplantılarına katılan gençlerin hikâyeleri ve sistemin çürüyen yüzü, okurda bir roman etkisi bırakıyor.
Yoksulluğun gölgesinde büyüyen bir kuşağın mücadelesi, kültürel kimliğini koruma çabası ve hayatın acımasız gerçekleri, sayfalar arasında soluk soluğa ilerliyor. Yazarın askerdeyken televizyondan öğrendiği Kıbrıs Çıkarması gibi olaylar bile, bu büyük resmin içinde yerini buluyor. Tarihin tozlu sayfalarından değil, yaşanmışlığın içinden çıkan bir anlatı bu. Hem bir dönemin.
Yoksulluğun gölgesinde büyüyen bir kuşağın mücadelesi, kültürel kimliğini koruma çabası ve hayatın acımasız gerçekleri, sayfalar arasında soluk soluğa ilerliyor. Yazarın askerdeyken televizyondan öğrendiği Kıbrıs Çıkarması gibi olaylar bile, bu büyük resmin içinde yerini buluyor. Tarihin tozlu sayfalarından değil, yaşanmışlığın içinden çıkan bir anlatı bu. Hem bir dönemin.