Kitap hakkında
Çetin Altan’ın yaşamı, yazıya adanmış bir ömrün zorlu ve çarpıcı öyküsüdür. 1927’de başlayan bu yolculuk, babasının verdiği "Çetin" ismiyle adeta bir kehanete dönüşür. Soyadı kanunu sırasında oğlunun adını soyadı olarak alan Halit Bey, belki de ileride oğlunun karşılaşacağı mücadelelerin farkında değildir. Çetin Altan, beşikten başlayıp diplomalara, oradan da Türkiye’nin yazı yazma serüvenindeki fırtınalı dönemlere uzanan bir hayatı omuzlar. Yazmanın bedelini ödemek, onun için kaçınılmazdır; tıpkı *Büyük Gözaltı*’nın sonunda dile getirdiği gibi: "Gizlediğim sır çözülmüştü. Ben ipek böceğini kozasında boğmuştum. Başka türlü kumaş dokunmuyordu, ne yapsaydım ki?"
Romanları, tiyatro oyunları, denemeleri, gezi notları, anıları ve binlerce köşe yazısıyla Altan, hayatı yazıyla eşitleyen nadir kalemlerden biridir. Her satırı, bir direnişin, bir arayışın izlerini taşır. Onun dünyasında yazmak, sadece bir meslek değil, varoluşun ta kendisidir.
Romanları, tiyatro oyunları, denemeleri, gezi notları, anıları ve binlerce köşe yazısıyla Altan, hayatı yazıyla eşitleyen nadir kalemlerden biridir. Her satırı, bir direnişin, bir arayışın izlerini taşır. Onun dünyasında yazmak, sadece bir meslek değil, varoluşun ta kendisidir.