Kitap hakkında
Osmanlı'nın son dönemlerinde, Batı'yla artan etkileşim sanat ve bilim dünyasında derin bir kavram karmaşasına yol açmıştı. 1913'te kurulan Istılâhât-ı İlmiyye Encümeni, bu terminolojik boşluğu doldurmak amacıyla harekete geçti. Encümen üyelerinden Celal Esad Arseven, 1914'te yayımlanan *Sanâyi-i Nefîse Istılâhâtı Mecmûası* ile Fransızca sanat terimlerine Osmanlı Türkçesi karşılıklar üretmeyi hedefledi. Dönemin entelektüel çabaları, mimariden resme, yeni kavramların yerelleştirilmesi sürecini hızlandırdı.
Arseven, daha sonra hazırladığı *Sanat Ansiklopedisi*'nde bu zorlu süreci şöyle anlatıyordu: Yabancı dillerden aktarılan terimler, anlam kaymalarıyla sanat dilini karmaşıklaştırıyor, Türkçe karşılık arayanlar ya eski kavramlardan habersiz kalıyor ya da yeni kelimeler uydurmak zorunda bırakılıyordu. Bu mecmuanın amacı, söz konusu kargaşayı gidermek ve sanat terminolojisini sistemli bir zemine oturtmaktı..
Arseven, daha sonra hazırladığı *Sanat Ansiklopedisi*'nde bu zorlu süreci şöyle anlatıyordu: Yabancı dillerden aktarılan terimler, anlam kaymalarıyla sanat dilini karmaşıklaştırıyor, Türkçe karşılık arayanlar ya eski kavramlardan habersiz kalıyor ya da yeni kelimeler uydurmak zorunda bırakılıyordu. Bu mecmuanın amacı, söz konusu kargaşayı gidermek ve sanat terminolojisini sistemli bir zemine oturtmaktı..